1950 ’de Fransa ’da Mr. M. Pistor tarafından keÅŸfedilen Mezoterapi alışılmış uygulamaların aksine yalnızca deri içine uygun ilaçların enjekte edilme yöntemidir. Çok küçük iÄŸne uçları yardımıyla (0.3×0.4 mm yada 0.4×0.4 mm) ve kendine özel tabanca ÅŸeklindeki cihazıyla uygulanan Mezoterapi sonucu zerkedilen ilaçlar, bulunduÄŸu bölgede (intercellüler) etki gösterip, yine o bölgede etkisiz hale gelerek vücudun diÄŸer organlarına zarar vermeden mevcut atılma yolları (ter, gaita, idrar, solunum) ile yok edilirler. Bugüne kadar ciddi anlamda bir zarar rapor edilmemiÅŸtir.
Özel cihazı ve yeni geliştirilen tekniklerle acı ve morluk yok denecek kadar aza indirilmiştir. Mezoterapi birçok hastalıkta uygulana gelmiştir. Ülkemizdeki tanınma sebebi sellülit ve bölgesel yağlanmadaki başarısıdır.
Tıpta CO2 uygulamaları 1930′da Fransa’da baÅŸladı. 1990′da İtalya’da yoÄŸun olarak estetik tıp alanında kullanılmaya baÅŸlandı
Karboksiterapi tüm mediko-estetik uygulamalara ek olarak yapılabilir.
CO2 gazı vücudumuza yabancı bir madde olmadığı için tedavi sırasında herhangi bir allerjik reaksiyon gelişmez.
CO2 gazı çok ince iğneler ile cilt altındaki yağ dokusuna verilerek yağ partikülleri parçalanır. Gazın enjekte edildiği bölgede CO2 artışına reaksiyon olarak bölgeye daha fazla kan akımı olur. Kan dolaşımı artışı ve damar genişlemesi ile yağ yıkımı artar. Bu etkiler ile beraber cilt kılcal damarlarında genişleme ve lokal uyarı ile cilt sarkmasını önleyen kollajen sentezi artar. Dolayısı ile ciltte gerginleşme ve düzelme gerçekleşir.
Kaynak:hayatguzellik.com
Etiketler: Karboksiterapi, Mezoterapi, Pressoterapi